PRP ve Kök Hücre uygulamaları; doku iyileşmesini desteklemeyi amaçlayan, cerrahi dışı biyolojik tedavi seçenekleri arasında...
Devamını OkuYayın Tarihi : 27 Mart 2026
Son Gücelleme Tarihi : 27 Mart 2026
Yasal Uyarı : Her cerrahi veya girişimsel işlemde sonuçlar kişiden kişiye değişiklik gösterebilir. İşlem öncesinde hekiminizden detaylı görüş almanız önerilir.
Son yıllarda ortopedide biyolojik tedavilere olan ilgi belirgin şekilde artmıştır. Platelet Rich Plasma (PRP) ve Stromal Vasküler Fraksiyon (SVF) uygulamaları; doku iyileşmesini desteklemeyi amaçlayan, cerrahi dışı biyolojik tedavi seçenekleri arasında yer alır. Bu yöntemler, uygun hasta seçimi ve doğru endikasyonlarla değerlendirildiğinde semptom kontrolüne katkı sağlayabilir.
Bu yazıda PRP ve SVF tedavilerinin biyolojik temelleri, etki mekanizmaları, klinik kullanım alanları, bilimsel kanıt düzeyi ve hasta bilgilendirme başlıkları güncel literatür çerçevesinde ayrıntılı olarak ele alınmaktadır.
PRP, hastanın kendi kanından elde edilen ve trombosit yönünden zenginleştirilmiş plazma fraksiyonudur. Trombositler; büyüme faktörleri ve sitokinler açısından zengin olup doku onarım süreçlerinde rol oynar.
PRP hazırlanma sürecinde hastadan alınan venöz kan, santrifüj işlemi ile bileşenlerine ayrılır ve trombosit konsantrasyonu artırılmış plazma elde edilir.
PRP içeriğinde bulunan büyüme faktörleri ;
Platelet Derived Growth Factor (PDGF)
Transforming Growth Factor-β (TGF-β)
Vascular Endothelial Growth Factor (VEGF)
Insulin-like Growth Factor (IGF)
Bu faktörler ;
Hücresel proliferasyonu destekleyebilir
Anjiyogenezi uyarabilir
İnflamatuar yanıtı modüle edebilir
Bu etkiler, PRP’nin doku iyileşmesini destekleyici bir biyolojik ajan olarak değerlendirilmesine zemin oluşturur.
Diz ve kalça kireçlenmesi (erken–orta evre)
Tendinopatiler (tenisçi dirseği, aşil tendiniti)
Kas–bağ yaralanmaları
Sporcu yaralanmaları
PRP uygulaması, yapısal bütünlüğü tamamen bozulmuş dokularda tek başına tedavi edici değildir.
SVF, yağ dokusundan elde edilen; mezenkimal kök hücreler, endotelyal hücreler, perisitler ve çeşitli büyüme faktörlerini içeren heterojen bir hücresel karışımdır. SVF uygulamaları, rejeneratif tıp alanında biyolojik tedavi seçenekleri arasında yer almaktadır.
SVF genellikle minimal invaziv liposuction işlemi sonrası elde edilir.
SVF içeriğinde bulunan mezenkimal kök hücreler;
Doku yenilenmesini destekleyici parakrin etkiler gösterebilir
İnflamasyonu modüle edebilir
Mikroçevreyi iyileşmeye uygun hâle getirebilir
Bu etkiler, SVF’nin doğrudan dokuya dönüşümünden ziyade biyolojik ortamı düzenleyici rolü ile ilişkilidir.
Eklem kireçlenmeleri (seçilmiş olgularda)
Kıkırdak hasarları
Kronik yumuşak doku problemleri
SVF uygulamaları deneyimli merkezlerde ve uygun hasta seçimi ile değerlendirilmelidir.
İşlem öncesi detaylı değerlendirme
Steril koşullarda uygulama
İşlem sonrası kısa süreli istirahat önerileri
Hastaların beklentilerinin gerçekçi şekilde belirlenmesi önemlidir.
PRP ve SVF, hastanın kendi dokularından elde edildiği için alerjik reaksiyon riski düşüktür. Ancak her girişimsel işlemde olduğu gibi enfeksiyon ve lokal reaksiyon riski göz önünde bulundurulmalıdır.
PRP ve SVF tedavileri, uygun endikasyonlarda ve bilimsel çerçevede değerlendirildiğinde ortopedik tedavi yaklaşımlarını tamamlayıcı biyolojik yöntemlerdir. Tedavi planlaması mutlaka bireysel olarak yapılmalıdır.
Önemli Not : Bu yazı bilgilendirme amaçlıdır. Tanı ve tedavi planlaması için hekim muayenesi gereklidir.
PRP ve Kök Hücre uygulamaları; doku iyileşmesini desteklemeyi amaçlayan, cerrahi dışı biyolojik tedavi seçenekleri arasında...
Devamını Oku
Bel fıtığı ve boyun fıtığı, omurga disklerinin dejenerasyonu veya travmatik zorlanmalar sonucu disk materyalinin yer değiştirmesiyle...
Devamını Oku
Omuz ağrısı, ortopedik ağrı başvuruların en sık nedenlerinden biridir. Omuz sıkışma sendromu ve rotator manşet yırtıkları...
Devamını Oku
Diz kireçlenmesinin belirtileri hastalığın evresine göre değişkenlik gösterebilir; Aktiviteyle artan diz ağrısı, Dizde şişlik ve hassasiyet...
Devamını Oku
Kalça kireçlenmesi ( koksartroz ), kalça eklemini oluşturan femur başı ile asetabulum arasındaki kıkırdak dokunun zamanla...
Devamını Oku